“Elini taşın altına sokan herkesi bekliyoruz”

“Elini taşın altına sokan herkesi bekliyoruz”

Çalınan arabasının trafik cezalarını ödüyor

Çalınan arabasının trafik cezalarını ödüyor

“İyilik korusuyla Mersin’e iyilik getirdik”

“İyilik korusuyla Mersin’e iyilik getirdik”

Drama eğitimi alan çocuklar, hayata farklı bakıyor

Drama eğitimi alan çocuklar, hayata farklı bakıyor

İpek Ongun, üretici kadınların hayatını kitaplaştıracak

İpek Ongun, üretici kadınların hayatını kitaplaştıracak

Ay Işığında Gidenler
Ay Işığında Gidenler

Tahtacı yaşamından kesitler öykü kitabı oldu…   Röportaj: Erol KAMALAK Erol Kamalak: Ne zaman yazmaya başladınız? Celal Necati Üçyıldız: 1969 yılında avukat katibi oldum. Lise yıllarımda da hem çalıştım hem okudum. Yazıp, çizmeyi de orada öğrendim. Mahkeme dilekçeleri yazmayı, konuşmayı orada öğrendim. Şiirler yazıyordum, sonra haberler yazmaya başladım. Daktilo ile yazıyordum. O yıllarda Ahmet Nadir […]

Tahtacı yaşamından kesitler öykü kitabı oldu…

 

Röportaj: Erol KAMALAK

Erol Kamalak: Ne zaman yazmaya başladınız?

Celal Necati Üçyıldız: 1969 yılında avukat katibi oldum. Lise yıllarımda da hem çalıştım hem okudum. Yazıp, çizmeyi de orada öğrendim. Mahkeme dilekçeleri yazmayı, konuşmayı orada öğrendim. Şiirler yazıyordum, sonra haberler yazmaya başladım. Daktilo ile yazıyordum. O yıllarda Ahmet Nadir Caner’in Silifke Gazete Matbaası vardı. Elimle götürüp yazıyı veriyordum. Ahmet, Mehti diziyorlardı birer, birer. Sonra hep beraber okuyorduk. Öğretmenlerim vardı, halk bilimi araştırmaları yapıyorlardı. Ben de katıldım onlara. Halk bilimi diyorlardı. Sonra, yazar, çizerler ile tanış olduk. Silifke, Akyol derken, Memleket gazetesi ile dışarı taştık. Sosyal çevre ile içli, dışlı olduk. Gün geçtikçe dostlarımız çoğaldı. Yeni Halkçı Gazetesi, Folklor Araştırmaları dergileri, Halay, Cem, Nefes.

 

Erol Kamalak: Kitabın konusu nedir?

 

Celal Necati Üçyıldız: Aradan 50 yıl geçti. Gazete, dergi sayfalarından, kitap sayfalarına geçtik. İşte ilk kitabım “AY IŞIĞINDA GİDENLER’ Toroslar’ da derleme yaparken, öyküler de yazmaya başladım. sayısı 40-50 bulmuştu. İçinden 12 öykü seçtim, bunlar “TAHTACI YAŞAMINAN KESİTLER” oldu.

 

Erol Kamalak: Kitapta kaç öykü var ve konuları nedir?

 

Celal Necati Üçyıldız: Kitabımızda belli başlı 11 öykümüz var. Bunlar;

 

Ay Işığında Gidenler: 1959 yıllarında Kırtıl Dağı’nda köyünün namusu için öldürülen bir hafızın öyküsü.

 

Camız Veli: Mut yöresinden Adana bölgesine kesime giden Tahtacı obasının yaşamları.

 

Bayamlar Olmuş mu?: 1860 yıllardan, günümüze gelen Halit Goca sülalesinin orman da yaşam süreci. Gedik dağda gece yattım: Üsküdar’dan kopuk gelmiş, bir Üsküdarlı Ali Okur’un öyküsü. Nuh’un gemisi, orman kesimi, bağ, bahçe yapımı özlemi.

 

Ekin Yolları: Kente göçen bir Tahtacı ailesi, üretim ile ilişkisi kopmamış. Hem çocuklarına bakmak, evinin geçimine  ekin dererek katkı sunmak.

 

Gerdek Gecesi: 20 gün sonra düğünü olan kızın kaçırılışı, akşam bir başkası ile gerdeğe sokulması ve bir çam dalında örme ipi sonlanan yaşam süreci. Çoban Ayşe’nin öyküsü.

 

Tomruk Kayadan Uçunca: Toroslar’da 19.y.y. ve 20.y.y. ilk yarısına kadar süren 150 yıllık süreç içinde tünelin iki ucunda geçen orman kesimi öyküleri. Sarp kayalardan sulara bırakılan tomruklar. Onları sudan imece ile toplamak. Ve kent yaşamı.

 

Kara Kulak: İki avcı, bir kekliği vuruyor. Keklik ortadan bölünmüş. Ama paylaşma ruhu olmaz ise; o zaman avcıyı uykuda küme de yakmak. Bölüşmek, paylaşmak. İşte bir örnek öykü.

 

Pozantı’dan Fransız Treni Geçmeyecek: Ülkenin, Çukurova’nın işgal yılları. Avrupa’dan gelen trenler İç Anadolu’dan Adana’ya ulaşacak. Ama Toroslar’da çalışan Tahtacılar var. Tünelin iki ucunu tutmuşlar. Karar almışlar. Fransız treni geçmeyecek. Kayalar, taşlar ve saman demiryoluna atılacak. Fransız treni ürkütülecek. Kar Boğazı onlara mezar edilecek. İşte Toroslar’da Kuvayı Milliye öyküsü.

 

Tepegöz: Toroslarda yelli Bel, Perçem Beli, Göksu Vadisi’ne inen sarp kayalıklar. Orada yaşayan bir canavar. İnsanlar, hayvanların baş belası. Bu dev canavarın vuruluş öyküsü. İmece yaşamın yapabileceklerinin sergilenmesi.

 

Çildirbabuç: Ormandan tarla çıkarmayı kendine görev sayan Aydınlı bir Bahşış’ın öyküsü.

 

Veysel’in Yeğenleri: Köyde tek okuyan çocuk Veysel’dir. Onun okul arkadaşı ovada narenciye, bakla, domates tarımı yapmakta. Tahtacı çocukları hafta sonlarında anneleri ile birlikte yevmiye ile çalışmaları.  Okul harçlıklarını oradan çıkarmak. Hep öyle okudular.

 

FOTO: Celal Necati Üçyıldız, kitabını okuyucuları için imzaladı.

 

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz