Çukurova’nın Kadınları sergisi açıldı

Çukurova’nın Kadınları sergisi açıldı

Öğrenim taksitleri ve Halk Kart tutarları yatırıldı

Öğrenim taksitleri ve Halk Kart tutarları yatırıldı

Mut ilçesine 6 yeni hekim atandı

Mut ilçesine 6 yeni hekim atandı

“CHP’liler değişim istiyor”

“CHP’liler değişim istiyor”

Vergi Haftası kutlanıyor

Vergi Haftası kutlanıyor

BARDAKMI GÖL MÜ OLMAK İSTERSİN?
    • Mustafa Mızrak
    • mustafamizrak33@hotmail.com
    • 1 Ağustos 2019 - 14:25:39

Her şeye muhalefet eden bir kesim var. Aynı zamanda olur olmaz şeylere muhalefet edeni alkışlayan bir kesim. Dikkat edin lütfen. Sayın Orhan Pamuk bir kitabında şöyle diyor. Utanç verici bir baskı var ama karamsar değilim. Evet var fakat karamsar, kötümser bir Türkiye tablosu kime ne yarar sağlar. Kişinin güven duygusunu zedeleyen, canlılığını ortadan kaldıran, onu dar bir çemberde yasamaya mahkum eden ve başkalarına şüphe ile bakmaya yönelten karamsarlık, psikolojik açıdan etkili olduğu gibi, fiziksel yönden de insanin sağlığına büyük zararlar verebilmektedir. Karamsarlık asırlardır toplumların ve kişilerin geleceğini olumsuz olarak biçimlendiren büyük bir tehlikedir.Gerçeği bileceksiniz ve gerçekler sizi özgür kılacak. İnsan üzerinde çok büyük etkisi olan karamsarlık, ümitsizlik, kötümserlik iyi bir gelişmeden ümidin kesilmesi, dar bir çerçeve içinde hayata bakış olarak tarif edilebilir.

Peki madem durum bu ise neden karamsarlık işleniyor. Çünkü böyle bir talep var. Çözüm olarak egolar tatmin ediliyor. Bırakıp gidesi geliyor insanın bu güzelim ülkeyi.Karamsarlık genel olarak isyan ruhunun körüklenmesini değil,yok olan değerlere körlemesine dalınmasını sağlıyor. Ama akıl kuvvetten üstündür. Karamsar olmak çılgın bir fırtınadan sonra gülümsemeyi kesinlikle etkileyen olumsuz bir ruh halidir. Yaşam rotamızı zayıf insanların heveslerine göre değil,İyimser insanların ideallerine çevirmeliyiz. Geleceğe heyecanla bakmak varken bilinmeyen bir karanlığa yürümek kime fayda sağlar.

Kamuoyunda ve sosyal medyada karamsarlık, lanet, isyan üzerine kurulu bir kampanya var sanki. Kimi Türkiye’ye elle tutulacak neyi var diyor kimi ben böyle bir Türkiye’de yaşamaktan utanç duyuyorum diyor, kimi al eline silahı eşkıya ol dercesine isyan ruhu ekiyor. Elbette sorunlar yok değil çok. Fakat ne yapmalı diye düşünerek yol, yöntem paylaşılması gerekirken insanları çıkmaz sokaklara itmenin bir mantığı yok.Nasıl ki ürün satışlarında arz ve talebin iyi değerlendirilmesi gerekiyorsa haberlerin büyük bir kısmı da bu talebi iyi değerlendirerek yapılıyor,yazılıp çiziliyor. Bu şu demek: Sayın arkadaşlar bizim millet olarak algılarımızı iyi biliyorlar ve yazılarında haberlerinde karamsar bir tablo çizerek kendilerini onaylayacak hedef kitlelerine hitap ediyorlar. Bazen farkında olmadan hepimiz keyifle yudumluyoruz bu çay niyetine sunulan karamsarlığı.Dedim ya arz talep meselesi.Aynı durum sosyal medya’da da var. Muhalefet ettiklerinde kendilerini çok aykırı, çok marjinal, gerçekleri söylemekten korkmayan kahramanlar olarak düşünüyorlar. Amaç bazen gerçekleri paylaşmaktan çıkıyor. Muhalefet ettikleri şeyler öyle dişe dokunur mevzular değil. Bu olumsuzlukları karamsarlıkla yoğurup yeni bir şey bulmuş gibi satmaya çalışıyor. Bende muhalifim ama karamsarlık ruhunu mümkün olduğunca hayatımdan uzak tutmaya çalışıyorum. Kısa bir alıntı paylaşmak istiyorum.

 

BARDAK OLMAYI BIRAK, GÖL OLMAYA ÇALIŞ.

Hintli yaşlı bir usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “acı” diye cevap verdi.

Usta kıkırdayarak, çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu: “Tadı nasıl?” “Ferahlatıcı” diye cevap verdi genç çırak. “Tuzun tadını aldın mı?” diye sordu yaşlı adam, “Hayır” diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve söyle dedi: “Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.”

Sevgiyle kalın. Ve her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok kötülüğü örter.

 

 

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz