“Elini taşın altına sokan herkesi bekliyoruz”

“Elini taşın altına sokan herkesi bekliyoruz”

Çalınan arabasının trafik cezalarını ödüyor

Çalınan arabasının trafik cezalarını ödüyor

“İyilik korusuyla Mersin’e iyilik getirdik”

“İyilik korusuyla Mersin’e iyilik getirdik”

Drama eğitimi alan çocuklar, hayata farklı bakıyor

Drama eğitimi alan çocuklar, hayata farklı bakıyor

İpek Ongun, üretici kadınların hayatını kitaplaştıracak

İpek Ongun, üretici kadınların hayatını kitaplaştıracak

“Bütün krizlerin üstesinden geldik”
  • Ana Sayfa » Ekonomi
  • 29 Eylül 2019 - 15:44:41
“Bütün krizlerin üstesinden geldik”

Haber: Güray GÜRDAL Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası işbirliğinde ‘Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği’ konferansı gerçekleştirildi. Konferansa, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan, çevre il ve […]

Haber: Güray GÜRDAL

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası işbirliğinde ‘Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği’ konferansı gerçekleştirildi. Konferansa, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan, çevre il ve ilçelerin oda ve borsa başkanları ile çok sayıda üretici katıldı. Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirilen konferansta konuşan Hisarcıklıoğlu, Mersin’in, dış ticaret fazlası vermeyi başarmış bir şehir olduğunu kaydederek, “Mersin Türkiye’nin 2’nci en büyük limanına sahip olan bir kent. Ayı zamanda çok önemli bir tarım merkezi. Mersin, narenciyenin başkenti. Meyve üretiminde birincisiniz. Sebze üretiminde 3’üncü sıradasınız. Muz, mandalina, limon, portakal, çilek ve diğer pek çok üründe de lidersiniz. İşte bu yüzden Mersin, Türkiye’de tarımın hem merkezi hem de yıldızıdır. Çünkü Mersin, tarımsal üretimi, tarımdan nasıl para kazanılacağını Türkiye’ye öğreten şehirdir. Her şeyi yapabilirsiniz ama karnını doyurmadan insanı yaşatabilmeniz mümkün değil. Tarımın neden önemli olduğuna bu birinci gerekçe. İkincisi; dünyada orta sınıf devamlı büyüyor. Orta sınıfın özelliği şu; en çok onlar tüketir, en çok da onlar harcar tarım, hayvancılık ve gıda ürünlerini. Her yıl orta sınıfa 2 Türkiye nüfusu kadar katılım var. Yani 150 milyon kişi her yıl alt gelir grubundan orta sınıfa geçiyor. Üçüncüsü; yanı başımızdaki çevre coğrafyamızda tam 2 milyar kişi yaşıyor. Bunlar, 500 milyar dolar gıda, tarım ve hayvancılık ürünü ithal ediyor. Sonuçta elimizde müthiş bir imkan var. Tüm bu coğrafyayı biz doyurabiliriz. Böylece hem para hem de bu coğrafyada müthiş bir stratejik güç kazanırız. Dünyayı doyuran kimse, dünyanın lider ülkesi de odur; haberiniz olsun” ifadelerini kullandı.

“YENİ TEKNOLOJİLER TOPRAK VE SU TÜKETİMİNİ AZALTIYOR”

Teknolojik devrimlerin tarım alanında da kullanılmaya başladığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Bitkisel proteinlerden, bildiğimiz eti ikame edebilecek ürünler geliştiriyorlar. Hem tavuk hem koyun hem dana; ne isterseniz onun yerine geçecek ürünler var. Bu yeni teknolojiler sayesinde, et tüketiminde toprak ihtiyacı yüzde 90, su tüketimi yüzde 70 azalıyor. Teknolojiyle, etin yerini alacak et benzerleri üretince, et için beslenen hayvan sayısını artırmaya gerek kalmıyor. İnsanoğlu, önce beslenmek için avlanmayı bırakmıştı; şimdi belki gelecekte hayvan kesmeye gerek kalmayacak. İşte, tarım ve hayvancılığımızın asıl sınavı buralarda. Geleneksel sektörlerimizi nasıl dönüştüreceğimiz, önümüzdeki 10 yılın temel tarım ve sanayi politikası problemidir. Bir an önce buna odaklanmamız lazım. Ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da 1., dünyada 7. sırada. 384 milyar liralık bitkisel ve hayvansal üretimimiz var. Tarım ve hayvancılık sektörümüz, 18 milyar dolarlık ihracat, 13 milyar dolar ithalat yapıyor. Dış ticaret fazlası verdiğimiz ender sektörlerden biri. Ayrıca, hammadde ithal edip işleyerek, katma değeri ülkemizde kalacak şekilde, ihracat yapabiliyoruz. Mesela buğdayda, 2002-2018 yılları arasında, 15 milyar dolar değerinde 54 milyon ton ithalat yaptık. Ama buna karşılık, 27 milyar dolar değerinde 68 milyon ton mamul ihracatı gerçekleştirdik. Küçükbaş hayvan varlığında Avrupa’da birinci sıradayız. Büyükbaş hayvan varlığında ise Fransa’dan sonra ikinciyiz. Bunlar iyi olduğumuz alanlar. Ancak, tarım ve hayvancılıkta potansiyelimizin oldukça gerisinde kaldığımızın da farkındayız” şeklinde konuştu.

“SATACAĞIMIZI ÜRETMELİYİZ”

Tarımda ilerlemek için bazı önerileri olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “”Ürettiğini satma modelinden, satacağını üretme modeline geçmemiz gerekiyor. Tarımda ve hayvancılıkta girdi maliyetlerimizi düşürmek için mutlaka birlikte üretim modeline geçmeliyiz. Sözleşmeli üretim modeli yaygınlaştırmalı. Atıl durumda bulunan hazine ve şahıs arazileri, arazi bankacılığıyla kiralanarak üretime kazandırılmalı. Ölçek ekonomisine geçilmeli. Bunu başarmanın bir yolu da kooperatifçilik. Ayrıca, ürünün ekimden nakde dönüşeceği sürece uygun şekilde, üreticiler için yeni finansman modeli lazım. Bildiğimiz klasik finansman modeliyle bu işi sürdürebilme şansımız yok. Tarımsal destekler, ekim zamanından önce belirlenip, vaktinde ödenmeli ve birkaç yılı kapsayacak şekilde açıklanmalı. Sektördeki iş gücü ihtiyacını karşılamak için yeni bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç var. Hayvancılığı ülkemizin şartlarına ve özelliklerine göre yeniden tasarlamalıyız. Doğu Anadolu’da ‘ham materyal üretimi’, Ege ve Akdeniz’de ‘süt hayvancılığı’ ve İç Anadolu’da ‘besicilik’ amacıyla Organize Hayvancılık Bölgeleri kurmalıyız.”

“BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ KAYBETMEYELİM”

Türkiye’nin 25 yıldır onlarca kriz atlattığını ve mevcut krizlerinde atlatılacağını belirten Hisarcıklıoğlu, “Hepsinin üstesinden geldik ve yola devam ettik. Birlik ve beraberlik içinde hareket ederek yine pek çok engeli aşarız. Şunu özellikle hep akılda tutalım; kavga ile sıkıntı çözülmez, ortak akılla diyalogla çözülür. Bir ve beraber olunca Allah rahmeti ve bereketi de verir. Yeter ki, birbirimizi ötekileştirmeyelim. Hep birlikte el ele verdiğimizde ülkemiz hak ettiği yere gelecek, dünyanın en büyük ekonomileri arasına girecek. Devletten tek isteğimiz, rakiplerle eşit şartlar olsun. Gerisini biz hallederiz” dedi.

“HER İKTİDARIN SORUNU OLDU”

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise tarım sektörünün Türkiye’de her dönemde sorunlar yumağı olduğunu ifade ederek, “Şu bir gerçek, hangi iktidar olursa olsun en çok zorlandığı konuların, alanların başında tarım sektörü gelir. Birçok konuda önemli sıkıntılar yaşanan, bakanlıkların başında gelen bakanlıktır Tarım Bakanlığı ve ismi çok değişir, bakanları çok değişir. Tarım Orman Köy İşleri Bakanlığı’dır, Tarım Gıda Hayvancılık Bakanlığı’dır. İsim değişir ama içerik, sorunlar hep aynı kalır. Burada da aslında başlıklara ilişkin genel değerlendirmeler yapılıyor. Sorun tespiti var, başlıklar halinde çözüm önerileri var. Ama önemli olan bunları hayata geçirmek kabiliyeti. Masanın iki tarafında olmak lazım. Ben diğer tarafında da oldum. Sorunların içerisinde oldum. Bu sektörde çalıştım, yıllarca ürettim, yıllarca yatırım yaptım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu’nda çalıştım. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda çalıştım yıllarca. En önemli kararların alındığı komisyondur bunlar. Ama baktığınız zaman aslında bizi rahatlatacak öyle önemli mesafeler alamadık bu sektörde” diye konuştu.

“İLERİYE DÖNÜK 10 YILI DÜŞÜNMELİYİZ”

Tarımı, sadece ekonomik bir sektör olarak algılamanın doğru olmadığını belirten Seçer, “Bunun sosyal yönü var. Türkiye’de her 3 kişiden 1 kişi bu sektörden direkt ya da dolaylı geçinir. Son yıllarda düşüş olmasına rağmen, istihdamdaki payı en yüksek sektörlerden bir tanesidir. O açıdan bizim daha çok sorun tespiti ve çözüm yollarından ziyade, bilimsel olarak da alandaki yapılan saha çalışmalarında da tespit edilip, ortaya konan, gelişmiş toplumlarda örnekleri olan çözüm yollarını hayata geçirmemiz lazım. Mersin önemli bir tarım kenti. Muazzam imkanları var. Sebze-meyve üretimi, katma değeri yüksek ürünler, Allah her türlü doğal imkanı vermiş. Ben belediye başkanıyım. Benim görev ve yetki alanımda somut olarak yapabileceklerim önemli, söyleyeceklerim önemli. Herkes biliyor su olmazsa üretim olmaz, su olmazsa kalite olmaz. Bunun için boruya ihtiyaç var, bunun için motopompa ihtiyaç var, bunun için su kaynağına ihtiyaç var ama bunları nasıl bulacağız, nasıl çıkartacağız, bunun finansını nasıl yaratacağız ve bunu üretime dönüştüreceğiz? Türkiye 780 bin kilometrekare alan. Yaklaşık olarak 23-24 milyon hektarda tarım yapılır. Üretim kalemleri belli. Konuşmacılar alınmasın ama verilen rakamlar da aslında doğruluğu tartışılacak rakamlar. Türkiye’nin 3 milyar dolar, 4 milyar dolar ihracat fazlası verdiği, çok doğru rakamlar değil gibime geliyor. Gerçek değerlendirmeler üzerinden gidersek kurumların rakamları takla attırarak toplumu yanıltmadığı bir takım doneler üzerinden gidersek doğru yolu bulabiliriz. Burada bakliyat sektörünün çok duayen isimleri var. 20 yıl önce Türkiye bakliyatta hangi konumdaydı? İhracatçı konumdaydı. 20 yıl sonra bakliyatta hangi konumdayız? İthalatçı konumdayız. En basit örnek. Yurtdışına ürün satışında, ihracatta zorlanıyor muyuz, zorlanıyoruz. Tükettiğimizi satmak değil, tüketileni üretmek peşinde olmamız lazım. Bu konuda yol almış mıyız? Değiliz. Avrupa’da pazarlarda rekabet edebiliyor muyuz, sınır kapılarından ürünlerimiz dönmüyor mu? İhracatçılarımız kan ağlamıyor mu? 20 yıl önce faaliyette olan ihracatçılarımızdan kaç tanesi şu anda ayakta duruyor? Bunlara bakmak lazım” ifadelerini kullandı.

“DURUM İÇLER ACISI”

Tarım sektörünün içerisinde olan ve bölgede her alanda faaliyet göstermiş, toprağın içinden gelen bir vatandaş olduğunu anlatan Seçer şunları söyledi: “Ben belediye başkanı olarak zorlanıyorum. Bu makro politikaları konuşmak, değerlendirmek benim işim değil. Şu anda bir vatandaş olarak konuşuyorum. Bu sektörün içerisinde olan ve bölgede her alanda faaliyet göstermiş, toprağın içinden gelen bir adam olarak, üretimini, ticaretini, ihracatını, ithalatını, hastalığını, dolusunu, karını bilen bir vatandaş olarak konuşuyorum. Durum iç açıcı değil, durum içler acısı. Bunu görmek lazım. Ben Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Siz de takdir edersiniz, 2014’ten sonra bizim yetki alanlarımız idari sınırlar, belediye sınırları oldu. Anamur’dan Tarsus’a kadar 13 ilçede görev ve sorumluluklarım, yetkilerim dahilinde hizmet yapma durumundayım. Ben tarım alanında da birtakım yatırımlara imza atabilirim Belediye Başkanı olarak. Bütçe yapın, bu konuda kendi belediyem içerisinde kurumlar, yapılar oluşturun. Tarımsal üretim ile ilgilenen bir daire başkanlığımız var, bunun altında şubelerimiz var. Bunlar da güzel kağıt üzerinde ama bunların sahada Mersin tarımına ne verdiğine daha çok bakmam lazım. Bizim hedef kitlemiz küçük aile işletmeleri. Bunun dışına çıktığımız noktada başarılı olma şansımız yok. Benim ne bu kadar bir kaynağım, ne bu kadar bir yetkim, ne de böyle bir sorumluluğum var. Belediye olarak özellikle 6 aylık görev sürem içerisinde ivedi olarak müdahale edebileceğim alanlara müdahale ettim. Şöyle bir gelenek hasıl olmuş benden önceki 5 yılda. Muhtar, kooperatif başkanı diyor ki benim köyüme 2000 metre boru lazım. Orada talep toplanıyor, 2000 metre, 3000 metre, 5000 metre borular gidiyor.”

“TARIMIN GELECEĞİ KONUŞULDU”

Türk tarımının bugünü ve geleceğinin konuşulduğu konferanstan çıkacak sonuçların Türkiye tarım politikalarına rehber olması hedefiyle düzenlenecek konferans için konunun tüm paydaşları bir araya geldi. Moderatörlüğünü tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın gerçekleştirdiği konferansta geçmiş dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Savaş Akcan ile Üretici Mehmet Yaltır konuşmacı olarak katıldı.

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz