“Elini taşın altına sokan herkesi bekliyoruz”

“Elini taşın altına sokan herkesi bekliyoruz”

Çalınan arabasının trafik cezalarını ödüyor

Çalınan arabasının trafik cezalarını ödüyor

“İyilik korusuyla Mersin’e iyilik getirdik”

“İyilik korusuyla Mersin’e iyilik getirdik”

Drama eğitimi alan çocuklar, hayata farklı bakıyor

Drama eğitimi alan çocuklar, hayata farklı bakıyor

İpek Ongun, üretici kadınların hayatını kitaplaştıracak

İpek Ongun, üretici kadınların hayatını kitaplaştıracak

“Hayvanlar mal değil, hisli varlıklardır”
“Hayvanlar mal değil, hisli varlıklardır”

Röportaj: Ümit SAAT   Meclise, Hayvan Hakları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören bir yasa teklifi sundunuz. Bu teklifi sunmanıza ne sebep oldu?   Türkiye’de bir şiddet sarmalı var. Çocuğa, hayvana, kadına şiddet var. Kanunlarımız özellikle hayvana şiddet konusunda hapis cezası öngörüyordu. Tabi cezaların caydırıcı olması ve topluma örnek olması gerekiyor. Bir hayvana şiddet uygulayan, daha […]

Röportaj: Ümit SAAT

 

Meclise, Hayvan Hakları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören bir yasa teklifi sundunuz. Bu teklifi sunmanıza ne sebep oldu?

 

Türkiye’de bir şiddet sarmalı var. Çocuğa, hayvana, kadına şiddet var. Kanunlarımız özellikle hayvana şiddet konusunda hapis cezası öngörüyordu. Tabi cezaların caydırıcı olması ve topluma örnek olması gerekiyor. Bir hayvana şiddet uygulayan, daha sonra kadına ve çocuğa da başka insanlara da şiddet uygular. Bu durum daha milletvekili olmadan önce de savunduğum bir prensipti. En son zaten seçimler zamanında da yavru köpeğin başına gelenleri de gördük. Geçtiğimiz haftalarda da bir köpeğin, aracın arkasında sürüklendiğine de şahit olduk. Seçim sonrası için bir kanun teklifi hazırlığımız vardı.

Değişiklik öngördüğünüz yasa teklifi içinde özellikle neyi barındırıyor?

Türk Ceza Kanunu’nda mala zarar verme ile ilgili hükümde hayvanlara karşı verilen para cezası yerine doğrudan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngören bir teklif hazırladık. Bir de hayvanlarla ilgili yasada hayvanların hisli varlıklar olduğunu ekliyoruz. Yani onlar artık mal olarak değil, hisli varlıklar olarak değerlendirilmesini sağlamak istiyoruz.

İki çocuğunuz var. Onların da birer hayvan sever olduğunu biliyoruz. Bu durumu onlara nasıl aşıladınız?

 Ben Mersin’in eski zamanlarında müstakil bir evde büyüdüm. Köpeklerimiz, kedilerimiz, tavuklarımız vardı. Çocuklarım küçükken minik bir kedi yavrusu hediye ettim. Evin içinde beslemeye başladık. Daha sonra 2008 yılında, hem evimizin içinde bir kedimiz hem bahçemizde bir köpeğimiz ve bahçede beslediğimiz 8-10 tane kedimiz oldu. Özellikle 2007 yılında sahiplendiğimiz kedi yavrusu çocuklarıma hem hayvan sevgisini öğretti hem de bir hayvanı korumayı, arkadaşlığı dostluğu onla yaşam alanını paylaşmayı öğretti. Onların insan sevgisi ve şefkat duygularını da arttırdı. Ben onu da birebir gözlemledim. Şimdi iki çocuğum da hayvan sever. Ayrıca hiçbir canlıya zarar vermeyecek şekilde yetiştiler. Ben bütün vatandaşlarımıza, çocuklarına birer hayvan edindirmelerini tavsiye ederim. Çocuğun gelişiminde son derece faydalı oluyor. Çocuğu şefkat sahibi yapıyor; paylaşmayı öğretiyor. Özellikle çocukların canlılara zarar vermemesi gerektiğini onlara aşılıyor.

Bu kanun teklifini bir hayvan sever olduğunuz için mi yoksa bir hak savunucusu olduğunuz için mi verdiniz?

İkisi de birbirinden elbette ayrılmaz ama şiddetin hiçbir haklı gerekçesi olmadığını söylemek istiyorum. Düşündüğüm zaman bir hayvan sever olmak bu durumda daha ağır basıyor diyebilirim. Onları korumamız lazım. Onların kendilerini koruyacak kimseleri yok fakat duyguları var. Tabi hak mücadelesi anlamında da sonuna kadar haklarını savunmamız lazım.

Toplum olarak hayvanlarla doğru bir iletişim kurduğumuzu düşünüyor musunuz?

O kadar çok hayvan sever insanımız var ki… Evinde kedi, köpek, kuş besleyen birçok insan var. Sokaktaki hayvanlara su ve yemek veren çok sayıda insan var. Tabi ki toplumun hepsi bir değildir. Dışarıda maalesef eziyet eden insanlarımız da var. Her şeyin başı eğitimdir. Biz öncelikle insanlarımıza, hayvanlara eziyet etmemeyi öğretirsek o daha sonra çocuğa, kadına, diğer insanlara karşı da şiddet göstermez. Eğitim verirken de yaptırıma da bağlamalıyız ki ders olsun. Bu hayvan olur; insan olur; hiçbir canlıya karşı şiddet uygulamamalıdır.

Ülkede bu kadar sorun varken; hayvan haklarıyla neden ilgileniyorsunuz gibi aklı ve vicdanı zorlayan sorularla karşılaştığınız oluyor mu ya da bu tarz düşüncelere sahip kişiler hakkında ne söylemek istersiniz?

Ben Adalet Komisyonu’nda görevli bir milletvekiliyim. Öncelikle günlerce OHAL’in 3 aydan 3 yıla kadar uzatılması yasa teklifi ile mücadele ettik. Ben burada bir parantez açmak istiyorum. Kamuoyu gelen yasa teklifinin nasıl yasalaştığını ya da neler getireceğini ya anlayamadı; ya da artık bu AKP iktidarından o kadar bıktı ki artık hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Tepkisel anlamda da bir muhalif reaksiyonu da kamuoyundan göremedik. Şimdi özellikle neden hayvanlar olduğunu söyleyeyim. Hem şahsen hem de Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak bizim birçok hazırladığımız kanun teklifi olacak. Özellikle CHP olarak seçim bildirgesinde yer alan bütün hususları birilikte kanun teklifi olarak verecekler. Bunun hazırlıkları yapılıyor. Onların hazırlıkları yapılırken ben özellikle ilk sırayı hayvan hakları alsın diye bu teklifi verdim. Hayvanlara da bu borcumuz var.

Hayvan hakları yasasının nasıl olması gerektiği hususunu çok basit bir dille anlatmanızı istesem ne söylerdiniz?

Hayvanlar mal değildir! Hayvanlar hisli varlıklardır. Nasıl bir insana zarar verirsen bunun cezası Türk Ceza Kanunu’nda belliyse hayvana da zorunluluk halleri dışında zarar verdiğin zaman veya onun canına kast ettiğin zaman, öldürdüğün zaman bunun yaptırımı olacaktır. Bu da hapis cezasıdır.

Hayvan bahçesindeki canlılar, hayvanların çalıştırılması gibi durumlar da bu bahse konu olan yasa teklifi içerisinde yer alıyor mu?

Şöyle ki, bu konuyla ilgili de Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinden birisi yasa teklifi hazırlayıp verdi. Ben çok daha spesifik bir konuya işaret ettim. Bir hayvan hisli bir varlıktır. Zorunluluk halleri dışında zarar verirsen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırsın. Yani bir iş yaparken her yere dokunmaktansa nokta olarak müdahale etmenin daha iyi olduğunu düşündüğüm için sadece Türk Ceza Kanunu’ndaki hükme yöneldim ben.

Bu kanun teklifi mecliste nasıl yankı buldu? Meclisteki atmosferden de biraz bahsedebilir misiniz? Örneğin diğer siyasi partilerden de bu konuya ilişkin destek alacağınızı düşünüyor musunuz?

Şöyle söyleyeyim. İçinde sevgi, şefkat, vicdan olan herkes bu yasaya zaten evet oyu verir. Sadece psikopatlar bundan hoşlanmayacaktır. Toplumun bütün katmanlarının, meclisteki herkesin bu yasaya destek olacağını düşünüyorum. Bu zaten siyaset üstü bir şeydir. Bir canlıya şiddet uygulanmasının siyasi görüşle de uzaktan yakından bir alakası yoktur. Bu arada eğer mecliste birinci parti olan Adalet ve Kalkınma Partisi bu teklife karşı çıkmayacaktır diye ümit ediyorum ama sadece başka bir partiden geldi diye bu kanun teklifi reddedilirse de halkımızın artık şapkasını önüne koyup düşünmesinin vakti gelmiş de geçiyordur demektir. Ancak böyle bir şey olacağını düşünmüyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayvanlar mal değildir. Onlar da can taşıyorlar. Özellikle bu sıcak günlerde evimizin önüne bir kap su koymamız gerekiyor. Sokak hayvanlarını beslememiz de gerekiyor. Kimse unutmasın ki, bir canlıya eziyet eden, o canlının canını alan kimse insani olarak da vicdani olarak da kabul edilemez.

 

 

 

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz